7. Sınıf 1. Ünite

Ahiret Hayatının Aşamaları

ahiret hayati

Her insan kendisi için belirlenmiş hayatı yaşadıktan sonra ölür. Çünkü bu dünyadaki görevi bitmiştir. Kimse ölümden kaçamaz. Hatta gezegenler ve bütün evren bile zamanı gelince altüst olup yok olur. Dünya hayatının bütünüyle son bulacağı kıyamet gününe kadar ölmüş olan her insan, dünya ile ahiret arasında berzah denilen bir âlemde bekletilir. Kıyametten sonra yeniden diriliş (ba’s) gerçekleşir. Bütün insanlar Allah’ın (c.c.) emriyle dirilerek mahşer yerinde toplanırlar, Allah (c.c.) tarafından hesaba çekilirler. Bu dünyadayken bütün yapıp ettikleri, mizan denilen ilahi adalet terazisinde tartılır. İnsanların önünde artık tek bir yol (sırat köprüsü) kalmıştır. Sıratı geçenler Allah’ın (c.c.) izniyle cennete, geçemeyenler ise cehenneme girerler.

Başlıklar:
Ahirete Geçiş Kapısı: Ölüm

Bitiş ve Başlangıç: Kıyamet
Yeniden Diriliş: Ba’s
En Hassas Terazi: Mizan
Hesaptan Sonra: Cennet ve Cehennem

Ahirete Geçiş Kapısı: Ölüm
İnsanın bu dünyadaki hayatının Allah’ın (c.c.) belirlediği zamanda sonlanmasına ölüm denir. Ömrün son bulduğu bu ana ecel denir. Kimse ölümünü erkene alamaz veya geciktiremez. Kur’an’da kendisini “Öldüren de dirilten de O’dur.” diyerek tanıtan Allah (c.c.), başka bir ayette de ölümün belli bir vakte göre yazıldığını şöyle açıklar: “Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır…” İnsan “Her canlı, ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” ayetini okuduğunda ölümün bir son olmadığı müjdesini de almış olur. Müslüman için ölüm, sadece dünya hayatının bitişidir. İnsan öldüğünde zahmetlerden, zorluklardan, baş edemediği kötülük ve zulümlerden kurtulmuş olur. Ölüm bu dünyadan ahiret yurduna geçiş kapısıdır. Allah’ın (c.c.) dilediği şekilde yaşayan insan için ölüm yepyeni bir başlangıçtır. Güzel yaşayan güzel ölür, güzel ölen güzel dirilir. Hz. Peygamber bu konuda: ‘‘Her insan, öldüğü hal üzere (nasıl ölmüşse öyle) diriltilir.” buyurmuştur. Öyleyse insan her zaman doğru yerde olmaya ve iyi şeyler yapmaya gayret etmelidir.

İnsan öldüğünde ruhu, kıyamet kopup yeniden diriliş gerçekleşinceye kadar dünya ile ahiret arasındaki berzah denilen âlemde bekletilir. Hz. Peygamber “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” buyurarak ölümün, ahiret hayatının ilk durağı olduğunu ifade etmiştir.

Ölen her insan mezarında Münker ve Nekir melekleri tarafından sorguya çekilir. Allah (c.c.) iman edip salih amel işleyenlerin sorgusunun kolay olacağını Kur’an-ı Kerim’de bildirmiştir.

Bitiş ve Başlangıç: Kıyamet
Kıyamet günü bütün evrenin düzeni bozulur, her şey yok olur. Sonra insanlar yeniden diriltilerek ayağa kalkarlar ve mahşer yerine doğru yönelirler. Kıyamet, genel bir yok oluştan sonra meydana gelecek olan yeniden dirilişin bir ifadesidir. İsrafil birinci kez sûra üflediğinde kıyamet kopar ve her şey yok olur. İkinci kez sûra üflediğinde ise insanlar dirilip kabirlerinden kalkarlar. Kıyametin vaktini sadece Allah’ın (c.c.) bildiği Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber verilmektedir: “Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yerlere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ama insanların çoğu bilmezler.” Bir hadise göre Cebrail, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kıyametin ne zaman kopacağını sormuş ve ondan şu cevabı almıştır: “… Bu meselede kendisine soru sorulan, sorandan daha bilgili değildir.”

Kur’an-ı Kerim’de kıyametin geleceğinden kuşku duyulmaması gerektiğini belirten ve kıyametle ilgili durumları açıklayan pek çok ayet vardır. Bir ayette şöyle buyrulur: “İnsan kıyamet günü ne zamanmış? diye sorar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan ‘kaçacak yer neresi?’ diyecektir. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.” Başka bir ayette de kıyametin kopma anında gerçekleşecek olanlar şöyle anlatılır: “Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.”

Kendisine kıyametin ne zaman kopacağını soran kişiye Hz. Peygamber, “… Kıyamet için sen ne hazırladın?” şeklinde cevap vermiştir. Müslümana düşen görev, kıyametin saatini bilmek değil, insanların bütün yaptıklarından hesaba çekileceği o güne hazırlanmaktır.

Yeniden Diriliş: Ba’s
Ba’s öldükten sonra diriliş anlamına gelir. Her şeyin altüst olduğu kıyametin o ilk aşamasından sonra İsrafil sûra ikinci defa üfleyecek ve bütün insanlar diriltilecektir. Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış evreleri anlatıldıktan sonra yeniden diriliş hakkında şüphe edilmemesi gerektiği şöyle vurgulanmaktadır:
“Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (bir damla sudan), sonra alakadan (aşılanmış yumurta), sonra organları önce belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder. Yine içinizden kimi de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin…” Yaratılması daha zor gibi görünen bir şeyi yaratan, kolay bir şeyi de elbette yaratabilir. Göklerin ve yerin yaratılması, insanın yaratılmasından daha zor gözüküyor. Gökleri ve yeri yaratıp, onları bir şeye dayandırmadan ayakta tutan Allah’ın (c.c.), insanı öldükten sonra tekrar diriltmeye elbette gücü yeter. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek “Gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi?…” buyrularak vurgulanmaktadır.

Kışın ölü bir hale gelen tabiatı, baharda yeniden canlandırıp dirilten Allah (c.c.), insanı da öldükten sonra diriltecektir: “… Sen yeryüzünü de ölü ve kupkuru görürsün. Fakat biz onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman, o harekete gelir, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir. Çünkü Allah (c.c.) hakkın ta kendisidir. O ölüleri diriltir, yine O her şeye hakkıyla kâdirdir. Kıyamet vakti de gelecektir. Bunda şüphe yoktur. Ve Allah (c.c.) kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.”

Herkesin Toplanma Yeri: Mahşer
Yüce Allah tarafından hesaba çekilmek üzere insanların dirilişten sonra bir araya toplanmasına haşir, toplandıkları yere de mahşer denir. Kur’an-ı Kerim’de “Allah (c.c.), onları sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını sandıkları bir durumda yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın (c.c.) huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Çünkü onlar doğru yola gitmemişlerdi.” buyrularak haşrin gerçekleşeceğine işaret edilmiştir. Haşir günü çok zor bir gündür. Çünkü insanlar kendi dertlerine düşerler ve büyük bir korkuyla yaptıklarının hesabını Allah’a (c.c.) nasıl vereceklerini düşünürler. Kimse kimseyi tanıyamaz, biri diğerine yardım edemez. İnsanlar sağa sola kaçışıp dururlar ve kendilerini kurtaracak iyilik ve sevap arayışına girerler.

Hesap vermenin çok zor olacağı mahşer gününde Allah (c.c.) insanın durumunu şöyle anlatıyor: “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.” Başka bir ayette ise o gün müminlerin yüzlerinin parlayacağını, kafirlerin yüzlerinin korkuyla kararacağını Allah (c.c.) şöyle haber veriyor: “O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, ‘İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın.’ denilir. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın (c.c.) rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Hz. İbrahim (as) ve Kuşların Hikâyesi

En Hassas Terazi: Mizan
Mahşer yerinde Allah (c.c.) bütün insanları yaptıklarından hesaba çeker. Önce insanlara dünyadayken yaptıkları işlerin yazılı olduğu amel defterleri verilir. Kiramen Kâtibîn melekleri tarafından yazılmış bu defterler hakkında Kur’an’ın bir ayetinde şu bilgiler verilir: “Kitap ortaya konmuştur. Suçluların onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. Vay halimize derler, bu nasıl kitapmış. Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”

İnsanlar amel defterlerini ellerine alıp yaptıklarını en ince detayına kadar gördükten sonra Allah (c.c.) tarafından hesaba çekilirler. İnsanın organları ve yeryüzünde bulunmuş olan diğer canlı ve cansız varlıklar da insanın yaptıklarına şahitlik ederler. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de “O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.” buyrularak ifade edilmiştir. Dünyadayken zerre kadar hayır işleyen hesap gününde ödülünü, kötülük yapan da cezasını alır. O gün hiçbir adaletsizlik söz konusu olmaz. Mahşer yerindeki sorgu ve hesap sırasında insanlara ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nasıl geçirdiği, malını nereden kazandığı, nereye harcadığı, bildiklerini uygulayıp uygulamadığı sorulacaktır.

kiramen katibin

Müminlerin içinde ebedî olarak kalacakları çeşit çeşit nimetlerle donatılmış ahiret yurduna cennet denir. Kur’an-ı Kerim bu sonsuz cenneti ve oradaki hayatı şu şekilde anlatır:

• Cennetin genişliği göklerle yer kadardır.
• Orada ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soğuk vardır.
• Cennette temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmakları vardır.
• Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları, bağlar, dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları ve çeşit çeşit kuş etleri bulunur.
• Cennete gidenlerin canlarının istediği ve gözlerinin gördüğü her şey onlar için hazırlanmıştır.
• Cennetlikler için yapılmış köşklerin altından ırmaklar akar.
• Cennettekiler eşleriyle cennetin gölgeliklerinde tahtlar üzerine kurulup koltuklarına yaslanırlar.
• Cennettekilere hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur.
• Cennette boş ve yalan söz de işitilmez.
• Allah (c.c.) tarafından kalplerinden kin sökülüp atılmış olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde otururlar.

Cennet Var

Ahiretteki bu zorlu hesaptan sonra herkesin amelleri mizan denilen ilahi adalet terazisinde tartılır. Bu tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa ererler. Mizan hakkında Kur’an’da şöyle buyurulur: “Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.”

Hesaptan Sonra: Cennet ve Cehennem
Hesaplar görüldükten sonra müminlerden bazıları cehennemin üzerine kurulmuş olan sıratı hızla, bazıları daha yavaş bir şekilde geçerek cennete giderler. Kâfirler ise sıratı geçemezler ve cehenneme düşerler. O zorlu günde bile ümmetinin affedilmesi için Allah’a (c.c.) yalvaracak olan Hz. Peygamber bir hadisinde cehennemin üzerine kurulacak sırattan ilk geçenin kendisi ve ümmeti olacağını haber verir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) cennet nimetlerinin insan aklının ve hayalinin alamayacağı güzellikte olduğunu şöyle açıklamıştır: “Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: Sâlih kullarım için ben, cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nice nimetler hazırladım.” Dünyada ve ahirette insanı en çok sevindirecek şey Allah’ın (c.c.) hoşnutluğunu kazanmış olmaktır. Çünkü Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak bütün varlıkların yaratıcısı tarafından sevilmek demektir. Kur’an-ı Kerim’ de Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmanın güzelliği şöyle hatırlatılmaktadır: “… Allah’ın rızâsı ise hepsinden (bütün cennet nimetlerinden) daha büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.”

Cehennem, ahirette kâfirlerin sürekli olarak, günahkâr müminlerin de günahlarının cezasını çekinceye kadar kalacakları yerdir. Cehennem ve oradaki hayat, Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde tasvir edilir:
• Suçlular cehenneme vardıklarında, cehennem onlara büyük kıvılcımlar saçar.
• Cehennemin uzaktan kaynaması ve uğultusu işitilir.
• Orada serinlik bulamadıkları gibi içecek güzel bir şey de bulamayacaklardır.
• Allah’ı (c.c.) görmekten mahrum kalacak inkârcılara Allah (c.c.) rahmet etmeyecektir.

Cehennem hayatındaki acı, ateş, ızdırap vb. şeyler bu dünyadakilere benzetilemez. Bunların iç yüzünü ancak Allah (c.c.) bilir. Müslümana düşen Allah’ın (c.c.) yasakladığı kötülük ve günahlardan kaçınarak Kur’an’da yer alan şu duayı sıkça yapmaktır: “… Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!”

Ahirette sevabı ve günahı eşit olan kimsenin durumu ne olur?

Bir Cehennem Yorumu

Cehennem Nasıl Bir Yer?

KENDİMİZİ TEST EDELİM!
Sıralama
Tahmin Et
Doğru – Yanlış 1
Doğru -Yanlış 2
Boşluk Doldurma

bir yorum yaz